El verdiğince nasıl yazılır ?

Ceren

New member
“El Verdiğince” Nasıl Yazılır? Toplumsal Cinsiyet, Irk ve Sınıf Bağlamında Dil ve Eşitsizlik

Dil, sadece iletişim aracı olmanın ötesinde, toplumun toplumsal yapıları, eşitsizlikleri ve normlarını yansıtan güçlü bir araçtır. “El verdiğince” ifadesi, Türkçede kullanılan yaygın bir deyim olsa da, bazen yanlış yazımıyla da karşılaşıyoruz. Buradaki dilbilgisel yanlışlıkların ötesinde, bu ifade aynı zamanda toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi sosyal faktörlerle nasıl iç içe geçtiği üzerine de düşündürmelidir. Özellikle dilin yapısal eşitsizliklere nasıl hizmet ettiğini ve bireylerin dil yoluyla bu eşitsizlikleri nasıl yeniden ürettiğini anlamak, dilin gücünü ve etkisini anlamak açısından önemli.

Bu yazıda, “el verdiğince” ifadesinin doğru yazımına odaklanarak, dildeki küçük hataların toplumsal yapılarla nasıl ilişkilendiğini, kadınların, erkeklerin, farklı ırklardan ve sınıflardan gelen bireylerin dildeki eşitsizlikleri nasıl deneyimlediklerini tartışacağım. Bu, dilin, toplumsal eşitsizliklerin bir yansıması olup olmadığını anlamak için bir pencere açmamıza yardımcı olacaktır.

“El Verdiğince” ve Dilin Gücü: Sosyal Normların Yansıması

Dil, insan toplulukları arasındaki etkileşimi sağlarken, aynı zamanda toplumsal yapıları da yansıtır. “El verdiğince” gibi ifadelerin doğru yazımı, günlük hayatın içindeki dilsel normları ve kuralları hatırlatır. Bu tür ifadelerde yapılan dilbilgisel hatalar, aslında toplumun sosyal yapısındaki eksikliklerin de bir yansıması olabilir.

Özellikle dildeki hatalar, toplumsal normların ve eşitsizliklerin bir göstergesi olabilir. Örneğin, kadınlar genellikle dilde daha fazla "özür dileme" ve "pasif" bir dil kullanma eğilimindeyken, erkeklerin dil kullanımı daha fazla “otonom” ve “güçlü” olmaktadır. Bu da dilin, toplumsal cinsiyet rollerini nasıl pekiştirdiğinin bir örneği olabilir. Dil, toplumda baskın olan cinsiyet normlarını, erkeklerin daha güçlü ve aktif bir şekilde temsil edilmesi, kadınların ise pasif veya özür dilemeye daha yatkın gösterilmesi gibi örneklerle doludur.

Bununla birlikte, dildeki yanlış yazımlar veya hatalar, bireylerin eğitim düzeyleriyle de ilişkilidir. Dilbilgisel hatalar, bazen sınıfsal farklarla da bağlantılı olabilir. Düşük gelirli, daha az eğitimli bireylerin dil bilgisi eksiklikleri, onları toplumsal anlamda daha az "değerli" gösterebilir. Oysa dilde yapılan hataların çoğu, sınıf farklarından bağımsız olarak, dilin kullanımındaki kültürel farklılıklardan kaynaklanır.

Kadınlar ve Dil: Sosyal Yapıların Etkisi

Kadınlar, tarihsel olarak dilde daha pasif bir rol üstlenmişlerdir. Toplumda kendilerine biçilen roller gereği, kadınlar çoğu zaman daha yumuşak, özür dilemeye ve başkalarına karşı duyarlı olmaya eğilimli bir dil kullanmaya zorlanmışlardır. Örneğin, "el verdiğince" gibi ifadeler, kelime seçiminde bile bir tür kırılganlık veya başkalarına karşı gereksiz bir açıklama isteğini çağrıştırabilir. Bu durum, toplumsal cinsiyetin dilde nasıl bir yansıma bulduğunun örneklerinden biridir.

Kadınların dil kullanımında duygusal ifadeler ve ilişkilere dair ifadeler daha fazla yer alırken, erkekler daha çok çözüm odaklı ve direktif veren bir dil kullanma eğilimindedir. Kadınların dildeki bu daha yumuşak, özür dileyen ve açıklama yapan tarzı, toplumsal cinsiyet normlarının bir sonucudur. Bir kadının yanlış yazdığı "el verdiğince" gibi küçük bir dil hatası bile, onun sosyal olarak daha az yetkin veya daha fazla hata yapmaya yatkın olarak görülmesine yol açabilir.

Kadınlar, toplumsal normların etkisiyle, dildeki bu tür hata ve eksikliklerden daha fazla etkilenebilirler. Toplumun kadınlardan beklentisi, her zaman “mükemmel” olmaları yönünde olmuştur. Bu da onların dildeki küçük hatalara karşı daha hassas hale gelmelerine neden olabilir. Örneğin, bir kadının dildeki hatalı bir kullanım, onun zekasına ve yetkinliğine dair yanlış bir izlenim yaratabilir.

Erkekler ve Dil: Çözüm Odaklı Yaklaşım

Erkeklerin dil kullanımı ise daha çok çözüm odaklı ve yönlendirici olma eğilimindedir. "El verdiğince" gibi küçük bir yazım hatası erkekler tarafından daha az bir sorun olarak algılanabilir. Erkekler, dilde genellikle daha keskin ve net ifadeler kullanarak toplumsal normlara uygun bir şekilde güçlü bir duruş sergilerler. Bu da dildeki küçük hataların erkekler tarafından toplumsal anlamda daha az sorgulanmasına neden olabilir.

Erkeklerin dilde daha az hata yapmasına yönelik bakış açıları, aynı zamanda erkeklerin toplumda kendilerine biçilen "başarı" odaklı rollerine de yansır. Erkeklerin toplumdaki bu baskın rollerine karşı kendilerini sürekli olarak "başarılı" ve "doğru" gösterebilme çabası, dilde de daha fazla doğru yazım ve keskin ifadeler kullanmalarına yol açar.

Irk ve Sınıf Faktörleri: Dilin Eşitsizliği

Dil, sadece cinsiyetle değil, aynı zamanda ırk ve sınıfla da ilişkilidir. Eğitim seviyesi ve sosyo-ekonomik durum, dildeki doğru kullanımı doğrudan etkileyebilir. Düşük gelirli ve düşük eğitim seviyesine sahip bireyler, daha az eğitim almış olabilirler ve bu da onların dildeki eksikliklerini veya hatalarını artırabilir. Ancak bu tür hatalar, daha çok çevresel faktörlerle, yani bireylerin yetiştikleri koşullarla ilişkilidir ve ırksal veya sınıfsal bir eşitsizlikle de bağdaştırılabilir.

Özellikle ırksal azınlıklara mensup bireyler, dildeki eksikliklerinin ve hatalarının daha fazla toplum tarafından yargılanmasına maruz kalabilirler. Dilde yapılan küçük hatalar, bu bireylerin daha az yetkin veya daha düşük sınıfla ilişkilendirilmelerine yol açabilir.

Sonuç ve Tartışma: Dilin Toplumsal Yansıması

Dil, toplumsal yapıların ve eşitsizliklerin bir aynasıdır. “El verdiğince” gibi dildeki küçük hatalar, bireylerin cinsiyetine, ırkına, sınıfına ve eğitim düzeyine bağlı olarak toplumsal olarak nasıl etiketlendiğini ve yargılandığını gösterir. Bu yazıdaki amaç, dildeki hataların sadece dilbilgisel hatalar olmadığını, aynı zamanda toplumsal normların, eşitsizliklerin ve yapısal baskıların bir yansıması olduğunu vurgulamaktır.

Bu konuda sizin görüşleriniz neler? Dilin toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıfla ilişkisini nasıl görüyorsunuz? Dilin bu yapısal eşitsizlikleri aşmak adına bir araç olarak kullanılabileceğini düşünüyor musunuz?

Kaynaklar:

Cameron, D. (2007). *The Myth of Mars and Venus: Do Men and Women Really Speak Different Languages?. Oxford University Press.

Lippi-Green, R. (2012). *English with an Accent: Language, Ideology, and Discrimination in the United States. Routledge.

Gee, J. P. (2014). *An Introduction to Discourse Analysis: Theory and Method. Routledge.