Umut
New member
En Çok Penaltı Hangi Köşeye Atılır? Rakamlar Gerçekte Ne Söylüyor?
Penaltı atışında topun nereye gideceğini tahmin etmeye çalışmak, futbol izlerken hepimizin yaptığı küçük bir oyun aslında. Oyuncu topun başına geçiyor, kaleci çizgide bekliyor ve birkaç saniye içinde bütün tribün “Acaba hangi köşe?” diye düşünüyor. Kimi “kalecinin sağına vurur” diyor, kimi “ortaya bırakacak”, kimi de oyuncunun vücut açısına bakarak tahmin yürütüyor.
Peki işin içine gerçekten verileri koyduğumuzda ne görüyoruz?
İlk cevap oldukça net: Penaltılarda tek bir köşe ezici biçimde kullanılmıyor; ancak sol-alt bölge, özellikle modern ve daha ayrıntılı bölgeleme kullanılan çalışmalarda en sık tercih edilen hedeflerden biri, hatta bazı güncel veri setlerinde açık ara ilk sırada. Fakat burada önemli bir ayrıntı var: “sol” ve “sağ” yönünün kalecinin mi, vuruşu yapan oyuncunun mu perspektifinden söylendiği ve “köşe”nin ne kadar geniş tanımlandığı sonuçları ciddi biçimde değiştiriyor.
Bu nedenle penaltıyı sadece “sağ mı, sol mu?” diye değerlendirmek yerine yön + yükseklik + kalecinin davranışı + oyuncunun baskı altındaki karar mekanizması birlikte incelenmeli.
En Büyük Veri Setlerinden Biri: Sol, Sağ ve Orta Karşılaştırması
Michael Bar-Eli, Ofer Azar ve çalışma arkadaşlarının gerçek maçlardan topladığı veriler bu konuda en çok atıf yapılan araştırmalardan biri. Araştırmacılar üst düzey futbol karşılaşmalarındaki penaltıları inceleyerek 286 kullanılabilir penaltı üzerinde kalecinin ve topun yönünü karşılaştırdı.
Sonuçlar şöyleydi:
- %39,2 sağ
- %32,2 sol
- %28,7 orta
Buradaki sağ ve sol, kalecinin perspektifinden değerlendiriliyor. Yani kalecinin sağına giden toplar %39,2 ile en yüksek paya sahip. Araştırmanın verileri Journal of Economic Psychology tarafından yayımlanan çalışmada yer alıyor. Pluto+1
Bu sonuç ilk bakışta “Demek ki en çok kalecinin sağına atılıyor” dedirtebilir. Fakat buradan doğrudan “Kalecinin sağına vurmak daha başarılıdır” sonucu çıkarmak yanlış olur.
Çünkü en çok kullanılan yön ile en yüksek gol oranına sahip yön aynı şey değildir.
Daha da önemlisi, farklı araştırmalar “orta” bölgesini farklı genişliklerde tanımlıyor. Örneğin Bar-Eli ve Azar'ın çalışmasında orta, kalenin merkez üçte birlik bölgesi olarak ele alındığında penaltıların %28,7'si buraya gidiyor. Başka bir araştırmada ise yalnızca merkezin çok dar bir bölümü “orta” kabul edildiğinde bu oran %9 civarına düşüyor. Cambridge+1
Yani “penaltıların yalnızca %10'u ortaya gider” gibi bir cümle gördüğünüzde önce araştırmacının ortayı kaç santimetre olarak tanımladığına bakmak gerekiyor.
Peki Köşe Dediğimizde Hangi Bölge Öne Çıkıyor?
Burada 2025 yılında yayımlanan daha yeni bir çalışma özellikle dikkat çekiyor. Pablo Cidre-Fuentes ve çalışma arkadaşları, elit erkek futbolunda 212 belirleyici penaltı vuruşunu analiz etti.
Bu çalışmada kale çok daha ayrıntılı bölgelere ayrıldı. Sonuçlara göre en sık hedeflenen bölge sol-alt bölüm oldu ve bütün penaltıların %28,3'ü bu bölgeye gönderildi.
Ardından:
- Sağ-alt: %19,8
- Sol-üst: %13,2
geliyordu. Sol-alt, sağ-alt ve sol-üst bölgeleri birlikte değerlendirildiğinde bütün penaltıların %60'ından fazlasını oluşturuyordu. MDPI+1
Üstelik burada ilginç bir ayrıntı daha var.
Sol-alt bölgeye gönderilen penaltıların başarı oranı yaklaşık %71,7 olarak raporlandı. Çalışmada yalnızca kaleye isabet eden vuruşlara bakıldığında ise sol-alt bölgenin golle sonuçlanma oranı %78,2, sağ-alt bölgeninki ise %62,5 olarak verildi. MDPI
Bu durum bize önemli bir şey söylüyor: Oyuncuların en sık seçtiği bölge ile oyuncuların başarılı olma ihtimali arasında bir ilişki olabilir, fakat bu tek başına nedensellik anlamına gelmez.
Örneğin sol-alt bölgenin sık kullanılmasının nedeni gerçekten daha etkili olması olabilir. Fakat bunun nedeni, sağ ayaklı oyuncuların vuruş mekaniği, kalecilerin beklentileri veya oyuncuların riskten kaçınması da olabilir.
Sağ Ayaklı Oyuncular Neden Sol Altı Tercih Edebilir?
Burada biyomekanik devreye giriyor.
Futbolda sağ ayaklı oyuncular çoğunlukta. Sağ ayakla yapılan kontrollü bir vuruşun vücudun doğal hareket zinciri, kalçanın açılması ve ayağın topla temas biçimi nedeniyle belirli yönlere yerleştirilmesi oyuncuya daha rahat gelebiliyor.
Ancak bunu “sağ ayaklıysan mutlaka sol köşeye vur” şeklinde basitleştirmek doğru değil.
Nitekim 2025 tarihli çalışmada sol ve sağ ayaklı oyuncular arasında bazı yönelim ve başarı farklılıkları gözlemlense de bunların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bildirildi. MDPI
Dolayısıyla bir oyuncunun ayağı, bize yalnızca küçük bir ipucu verebilir. Üst düzey futbolcunun penaltı rutini, vuruş tekniği, kalecinin hareketi ve maçın psikolojik koşulları da hesaba katılmalıdır.
Ortaya Atmak Gerçekten Çılgınlık mı?
İşte penaltıların en ilginç paradokslarından biri burada ortaya çıkıyor.
İnsanların çoğu penaltı denince “köşeye vurmak” gerektiğini düşünür. Mantıklı da görünüyor. Kaleci sağa veya sola atlarsa merkezde kalan topu kurtarma ihtimali yüksek.
Fakat kaleciler topun yönünü çoğu zaman top çıktıktan sonra algılayıp reaksiyon verecek kadar zamana sahip değil. Bu nedenle önceden karar vermeleri gerekiyor. 2014 yılında yayımlanan bir çalışma, Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası'ndaki 1976-2012 arasındaki 37 penaltı atışında toplam 361 vuruşu inceleyerek kalecilerin önceki vuruşların yönüne bağlı olarak davranış değiştirdiğini ortaya koydu. PubMed+1
Daha eski ve çok bilinen 286 penaltılık araştırmada ise kaleciler:
- %49,3 oranında sola,
- %44,4 oranında sağa,
- yalnızca %6,3 oranında merkezde kalmayı
tercih etti.
Oysa topların %28,7'si merkeze gönderilmişti. Kaleci merkezde kaldığında kurtarış ihtimali %33,3 iken sola atladığında %14,2, sağa atladığında ise %12,6 seviyesindeydi. Pluto
İşte burada psikoloji devreye giriyor.
Kalecinin merkezde durup gol yemesi dışarıdan “hiçbir şey yapmadı” şeklinde algılanabilir. Atlayıp topu çıkaramaması ise en azından aktif bir müdahale girişimi gibi görünür.
Bu olgu “action bias”, yani eylem yanlılığı olarak açıklanıyor. İnsanlar bazı durumlarda hiçbir şey yapmamanın istatistiksel olarak daha iyi sonuç vereceğini bilseler bile, harekete geçmeyi tercih edebiliyor. ResearchGate+1
Kadınların ve Erkeklerin Penaltıya Bakışı Neden Farklı Olabilir?
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: Elimizdeki büyük tarihsel veri setlerinin önemli kısmı erkek futbolundan geliyor. Dolayısıyla “erkekler şöyle, kadınlar böyle penaltı atar” şeklinde kesin bir genelleme yapmak bilimsel olarak doğru olmaz.
Ama taraftarların penaltıyı yorumlama biçimlerinde farklı odakların ortaya çıkması ilginç bir tartışma alanı oluşturuyor.
Erkek taraftarların veya oyuncuların bir bölümü konuyu daha çok sonuç, teknik ve optimizasyon üzerinden değerlendirebilir: “Hangi bölge daha yüksek gol olasılığı veriyor?”, “Kalecinin ağırlık merkezi nerede?”, “Oyuncunun vuruş tekniği hangi köşeye daha uygun?”
Kadın taraftarların bir bölümü ise penaltının baskı, güven, takım arkadaşlarının desteği ve psikolojik atmosfer tarafını daha fazla öne çıkarabilir. Fakat bu, kadınların duygusal; erkeklerin matematiksel olduğu anlamına gelmez. Böyle bir ayrım hem fazla klişe olur hem de elimizdeki veriler tarafından desteklenmez.
Penaltı atışında topun nereye gideceğini tahmin etmeye çalışmak, futbol izlerken hepimizin yaptığı küçük bir oyun aslında. Oyuncu topun başına geçiyor, kaleci çizgide bekliyor ve birkaç saniye içinde bütün tribün “Acaba hangi köşe?” diye düşünüyor. Kimi “kalecinin sağına vurur” diyor, kimi “ortaya bırakacak”, kimi de oyuncunun vücut açısına bakarak tahmin yürütüyor.
Peki işin içine gerçekten verileri koyduğumuzda ne görüyoruz?
İlk cevap oldukça net: Penaltılarda tek bir köşe ezici biçimde kullanılmıyor; ancak sol-alt bölge, özellikle modern ve daha ayrıntılı bölgeleme kullanılan çalışmalarda en sık tercih edilen hedeflerden biri, hatta bazı güncel veri setlerinde açık ara ilk sırada. Fakat burada önemli bir ayrıntı var: “sol” ve “sağ” yönünün kalecinin mi, vuruşu yapan oyuncunun mu perspektifinden söylendiği ve “köşe”nin ne kadar geniş tanımlandığı sonuçları ciddi biçimde değiştiriyor.
Bu nedenle penaltıyı sadece “sağ mı, sol mu?” diye değerlendirmek yerine yön + yükseklik + kalecinin davranışı + oyuncunun baskı altındaki karar mekanizması birlikte incelenmeli.
En Büyük Veri Setlerinden Biri: Sol, Sağ ve Orta Karşılaştırması
Michael Bar-Eli, Ofer Azar ve çalışma arkadaşlarının gerçek maçlardan topladığı veriler bu konuda en çok atıf yapılan araştırmalardan biri. Araştırmacılar üst düzey futbol karşılaşmalarındaki penaltıları inceleyerek 286 kullanılabilir penaltı üzerinde kalecinin ve topun yönünü karşılaştırdı.
Sonuçlar şöyleydi:
- %39,2 sağ
- %32,2 sol
- %28,7 orta
Buradaki sağ ve sol, kalecinin perspektifinden değerlendiriliyor. Yani kalecinin sağına giden toplar %39,2 ile en yüksek paya sahip. Araştırmanın verileri Journal of Economic Psychology tarafından yayımlanan çalışmada yer alıyor. Pluto+1
Bu sonuç ilk bakışta “Demek ki en çok kalecinin sağına atılıyor” dedirtebilir. Fakat buradan doğrudan “Kalecinin sağına vurmak daha başarılıdır” sonucu çıkarmak yanlış olur.
Çünkü en çok kullanılan yön ile en yüksek gol oranına sahip yön aynı şey değildir.
Daha da önemlisi, farklı araştırmalar “orta” bölgesini farklı genişliklerde tanımlıyor. Örneğin Bar-Eli ve Azar'ın çalışmasında orta, kalenin merkez üçte birlik bölgesi olarak ele alındığında penaltıların %28,7'si buraya gidiyor. Başka bir araştırmada ise yalnızca merkezin çok dar bir bölümü “orta” kabul edildiğinde bu oran %9 civarına düşüyor. Cambridge+1
Yani “penaltıların yalnızca %10'u ortaya gider” gibi bir cümle gördüğünüzde önce araştırmacının ortayı kaç santimetre olarak tanımladığına bakmak gerekiyor.
Peki Köşe Dediğimizde Hangi Bölge Öne Çıkıyor?
Burada 2025 yılında yayımlanan daha yeni bir çalışma özellikle dikkat çekiyor. Pablo Cidre-Fuentes ve çalışma arkadaşları, elit erkek futbolunda 212 belirleyici penaltı vuruşunu analiz etti.
Bu çalışmada kale çok daha ayrıntılı bölgelere ayrıldı. Sonuçlara göre en sık hedeflenen bölge sol-alt bölüm oldu ve bütün penaltıların %28,3'ü bu bölgeye gönderildi.
Ardından:
- Sağ-alt: %19,8
- Sol-üst: %13,2
geliyordu. Sol-alt, sağ-alt ve sol-üst bölgeleri birlikte değerlendirildiğinde bütün penaltıların %60'ından fazlasını oluşturuyordu. MDPI+1
Üstelik burada ilginç bir ayrıntı daha var.
Sol-alt bölgeye gönderilen penaltıların başarı oranı yaklaşık %71,7 olarak raporlandı. Çalışmada yalnızca kaleye isabet eden vuruşlara bakıldığında ise sol-alt bölgenin golle sonuçlanma oranı %78,2, sağ-alt bölgeninki ise %62,5 olarak verildi. MDPI
Bu durum bize önemli bir şey söylüyor: Oyuncuların en sık seçtiği bölge ile oyuncuların başarılı olma ihtimali arasında bir ilişki olabilir, fakat bu tek başına nedensellik anlamına gelmez.
Örneğin sol-alt bölgenin sık kullanılmasının nedeni gerçekten daha etkili olması olabilir. Fakat bunun nedeni, sağ ayaklı oyuncuların vuruş mekaniği, kalecilerin beklentileri veya oyuncuların riskten kaçınması da olabilir.
Sağ Ayaklı Oyuncular Neden Sol Altı Tercih Edebilir?
Burada biyomekanik devreye giriyor.
Futbolda sağ ayaklı oyuncular çoğunlukta. Sağ ayakla yapılan kontrollü bir vuruşun vücudun doğal hareket zinciri, kalçanın açılması ve ayağın topla temas biçimi nedeniyle belirli yönlere yerleştirilmesi oyuncuya daha rahat gelebiliyor.
Ancak bunu “sağ ayaklıysan mutlaka sol köşeye vur” şeklinde basitleştirmek doğru değil.
Nitekim 2025 tarihli çalışmada sol ve sağ ayaklı oyuncular arasında bazı yönelim ve başarı farklılıkları gözlemlense de bunların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bildirildi. MDPI
Dolayısıyla bir oyuncunun ayağı, bize yalnızca küçük bir ipucu verebilir. Üst düzey futbolcunun penaltı rutini, vuruş tekniği, kalecinin hareketi ve maçın psikolojik koşulları da hesaba katılmalıdır.
Ortaya Atmak Gerçekten Çılgınlık mı?
İşte penaltıların en ilginç paradokslarından biri burada ortaya çıkıyor.
İnsanların çoğu penaltı denince “köşeye vurmak” gerektiğini düşünür. Mantıklı da görünüyor. Kaleci sağa veya sola atlarsa merkezde kalan topu kurtarma ihtimali yüksek.
Fakat kaleciler topun yönünü çoğu zaman top çıktıktan sonra algılayıp reaksiyon verecek kadar zamana sahip değil. Bu nedenle önceden karar vermeleri gerekiyor. 2014 yılında yayımlanan bir çalışma, Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası'ndaki 1976-2012 arasındaki 37 penaltı atışında toplam 361 vuruşu inceleyerek kalecilerin önceki vuruşların yönüne bağlı olarak davranış değiştirdiğini ortaya koydu. PubMed+1
Daha eski ve çok bilinen 286 penaltılık araştırmada ise kaleciler:
- %49,3 oranında sola,
- %44,4 oranında sağa,
- yalnızca %6,3 oranında merkezde kalmayı
tercih etti.
Oysa topların %28,7'si merkeze gönderilmişti. Kaleci merkezde kaldığında kurtarış ihtimali %33,3 iken sola atladığında %14,2, sağa atladığında ise %12,6 seviyesindeydi. Pluto
İşte burada psikoloji devreye giriyor.
Kalecinin merkezde durup gol yemesi dışarıdan “hiçbir şey yapmadı” şeklinde algılanabilir. Atlayıp topu çıkaramaması ise en azından aktif bir müdahale girişimi gibi görünür.
Bu olgu “action bias”, yani eylem yanlılığı olarak açıklanıyor. İnsanlar bazı durumlarda hiçbir şey yapmamanın istatistiksel olarak daha iyi sonuç vereceğini bilseler bile, harekete geçmeyi tercih edebiliyor. ResearchGate+1
Kadınların ve Erkeklerin Penaltıya Bakışı Neden Farklı Olabilir?
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: Elimizdeki büyük tarihsel veri setlerinin önemli kısmı erkek futbolundan geliyor. Dolayısıyla “erkekler şöyle, kadınlar böyle penaltı atar” şeklinde kesin bir genelleme yapmak bilimsel olarak doğru olmaz.
Ama taraftarların penaltıyı yorumlama biçimlerinde farklı odakların ortaya çıkması ilginç bir tartışma alanı oluşturuyor.
Erkek taraftarların veya oyuncuların bir bölümü konuyu daha çok sonuç, teknik ve optimizasyon üzerinden değerlendirebilir: “Hangi bölge daha yüksek gol olasılığı veriyor?”, “Kalecinin ağırlık merkezi nerede?”, “Oyuncunun vuruş tekniği hangi köşeye daha uygun?”
Kadın taraftarların bir bölümü ise penaltının baskı, güven, takım arkadaşlarının desteği ve psikolojik atmosfer tarafını daha fazla öne çıkarabilir. Fakat bu, kadınların duygusal; erkeklerin matematiksel olduğu anlamına gelmez. Böyle bir ayrım hem fazla klişe olur hem de elimizdeki veriler tarafından desteklenmez.